Haber Odası ve Medya GLEIF Blog

Güven ve Teknoloji: Dijital Yönetmelikte Başarı için Ön Koşullar

Bölüm IV: Kesintisiz işlem, finansal suçlarla mücadele ve global dijital kimlik ekosistemi için LEI’den nasıl yararlanılabilir?


Yazar: Stephan Wolf

  • Tarih: 2018-12-18
  • Görünümler:

Dünyada finansal ekosistemin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri, bunun tamamen dijital bir ortama dönüşmesinin nasıl tamamlanacağıdır. Burada başarı kısmen, yeni dijital sistemin finansal piyasa katılımcılarının kimliklerini belirleme ve sahteciliği izleme, tahmin ve azaltma kabiliyetine bağlı olacaktır.

Güvene dayalı her sistemde olduğu gibi, dijital finansal ekosistem de işleyişini denetleyerek ve veri toplayarak olumlu düzenlemelerin yapılmasına olanak sağlayan bir denetleyici, düzenleyici işlev gerektirmektedir. Bunun anlamı ise etkili olmak için operasyonel ve denetim işlevlerinin tek, birleşik bir bütünün uyumlu unsurları olarak evrilmesi gerekliliğidir. Başka bir ifade ile düzenleme işlevi, sistemin geri kalanını destekleyen diğer işlevler ile uyum içinde çalışan teknolojileri kullanmalıdır.

Dijital çağda finansal güveni irdeleyen blog serimizin bu son yayınında, bu uyumu sağlamaya yönelik muhtemel yöntemleri değerlendiriyoruz. Diğer hususların yanı sıra bu, odaklı ve anında dikkat gerektirmektedir; ekosistemin mevcut düzenleme kabiliyetleri, bu ideale ulaşmada yetersiz kalma riski arz etmektedir. Açık giderilmediği takdirde dijital ortam, dolandırıcıların yakalanmadan istismarlarını yaygınlaştırarak sürdürmelerine ve muhtemelen avantajlarını genişletmelerine olanak tanıyacak şekilde evrilecektir.

Sağlam bir dijital düzenleme işlevinin gelişimi temel olarak işlem taraflarının kimliklerinin tutarlı biçimde, global ölçekte ve gerçek zamanlı olarak belirlenme kabiliyetine bağlıdır. Bu, tüm paydaşların tek, ortak bir dijital kimlik doğrulama yöntemine uymalarını gerektirmektedir.

Dijital teknoloji: Düşman değil, dost

Bağlantılı dünyamızda aşırı bilgi yükü güveni yıpratma riski doğuruyor. Dolayısıyla paydaşların birbirlerinin kimliklerini doğrularken kuşkuyu azaltmak için her zamankinden daha fazla çalışması gerekiyor. Global finansal piyasalar genelinde güven ve şeffaflık oluşturulması ile ilgili olarak bazı piyasa gözlemcileri; kuralların, yönetmeliklerin ve denetim kurumlarının çözdüklerinden daha çok soruna yol açtıklarını ve ‘teknolojinin yakında bunları gereksiz hale getireceğini’ öne sürmektedir. Aynı zamanda bu eleştirel sesler sıklıkla finansal düzenlemenin inovasyonu aksatarak dijital ekonomi için engel oluşturabileceğinden endişelenmektedir: “Finansal hizmetlerde inovasyonun önündeki en büyük engel yönetmeliktir.” (CoinDesk).

Ancak bize göre yönetmelik, güvenin altında yatan ortak etik normların bir temsilidir: “Güven; müşterek normlar esasında, düzenli, dürüst ve işbirlikçi davranışın öne çıktığı bir toplumda o toplumun diğer üyeleri nezdinde ortaya çıkan beklentidir… Toplumlar, karşılıklı güvene ve bunun altında yatan ortak etik normlara bağlıdır. Güven, bilgiye indirgenemez.” (Güven, Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması, Francis Fukuyama).

Ancak etik normlar bizzat teknoloji tarafından tanımlanamaz. Teknoloji sadece ortak normların ifade ve icra edilmesini sağlayan araçtır. Bu bakımdan teknoloji; kuralları, yönetmelikleri ve kurumları gereksiz hale getirmez, bunları sadece kolaylaştırabilir veya engelleyebilir.

Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında, dijital bir toplumda ‘kimin kim olduğunun’ tespitine olanak tanıdığı için bir paydaşın yasal kimliğinin dijital olarak belirlenmesi süreci temel bir gereksinimdir. ‘Ortak etik normlar’ o toplum içinde kabul edilebilir davranışları belirler. Böylelikle gerçek veya tüzel bir kişinin kimliği, hak ve sorumlulukların toplumun ortak değerleri doğrultusunda toplum tarafından tayinine olanak tanır.

Teklif edilen hedef model

GLEIF, dijital açıdan etkin finansal yönetmeliğin ruhunu yakalayacak ve ifade edecek hedef modelin özünde güçlü bir tüzel kişi kimliği belirleme sistemi olduğunu savunmaktadır. Finansal ekosistem özellikle işlem noktasında tüm uç noktaların belirlenerek doğrulanmasını temin etmeli; gizlilik ve güvenlikten toplumun tamamı yararlanmalıdır.

GLEIF, hedef modelin iki ayrı kavramı bir araya getirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bunların ilki, gerçek kişiler için kendine egemen kimliktir; bu kavram, kimlik sahibinin kendi kişisel verilerinin sahibi ve bu verilerin nasıl, ne zaman ve kime ifşa edildiği üzerinde kontrolü olduğu anlamına gelir. İkincisi, kişinin ilişkisi veya oynadığı rol tespit edilerek, bu kişi ile bir tüzel kişi arasında bağlantı kurulmasıdır (ör. Yönetim Kurulu Üyesi, CEO vb.).

Bu modelde, kişiye veya şirket gibi başka bir tüzel kişiye yasal bir dijital kimlik tahsis edilmesi için yasal yetki gerekir. Kimliğin bu şekilde farklı olarak tahsis edilebilmesi, bir işlemin her iki yanındaki tarafların kimliğinin doğrulanması için daha şeffaf ve kesin bir yöntem sağlar. Yasal dijital kimliğin kendisi, bir dizi doğrulanabilir özellikten (veya doğrulanabilir savdan) oluşur; örneğin, [Yasal Ad] veya [Yasal Adres] doğrulanabilir savlar haline gelecektir

Kimlik sahibi, bir tüzel kişi için banka hesabı açmak gibi, dijital bir hizmete kayıt yaptırırken ifşa edilen özellikleri kontrol edebilir; dijital hizmet sunucusu ise erişim sağlanacak hizmet için hangi tür özelliklerin şart koyulacağına karar verebilir.

Operasyon ve düzenleme uyumu fırsatı

Finansal işlemleri denetleyen düzenleyici süreçlerin, dijital ekosistemin operasyonel kabiliyetleri doğrultusunda evrilmesini sağlamak gereklidir. Teknoloji, işlemlerin ekosistemin uyumu izleme ve tatbik kabiliyetini geride bırakmasına olanak tanıdığı takdirde, dolandırıcıların sistemde sahtecilik yapma fırsatlarını artırmanın yanı sıra hem uyum maliyetinde hem de süreç yetersizliğinde ciddi büyümeye yol açacaktır.

Manüel aramaların, veri tabanı aramalarının ve kağıda dayalı belgelendirmenin zamanı geçmiştir. LEI’nın global ölçekte uyarlanması ve uygulanması, denetimsel ve operasyonel uyum için teknolojilerin uygulanmasına olanak sağlayacak gerçek bir çözümdür. LEI’nın uygulanması son derece basit olup global ölçekte karşılıklı kullanılabilir ve düzenleyici kurumlardan işletmelere, çeşitli paydaşlar için faydalar sağlar. Hedef modelin öngördüğü, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ve İkinci Ödeme Hizmetleri Direktifi (PSD2) gibi yeni denetleyici yönetmeliklerin oluşturulması ile LEI’nın yaygınlaşması için ortam artık hazırdır. Bu çığır açan teknoloji ne kadar çabuk evrensel olarak uyarlanırsa o kadar iyi olacaktır. Ancak o zaman dijital dönüşümün gerçek gücünü açığa çıkarabilir ve finansal suçlarla global mücadeleyi hak ettiği güçlü konumana yükseltebiliriz.

GLEIF’in kurucusu olan Finansal İstikrar Kurulu (FSB), Buenos Aires’teki zirveden önce 20ler Grubuna (G20) yakın zamanda gönderilen mektubunda ileriye dönük muhtemel bir yolu ana hatlarıyla özetlemiştir: “FSB, G20’nin yeni finansal teknolojilerin avantajlarından yararlanmasını temin ederken aynı zamanda istikrara yönelik riskleri kontrol altında tutmak üzere çalışmaktadır… Daha genel olarak FSB ve standartları belirleyen kurumlar; dağıtılmış defter teknolojisi, global tüzel kişi kimlik kodu, yapay zeka ve çeşitli ödeme teknolojilerini de içeren, geniş bir yelpazedeki inovasyonların finansal istikrarı geliştirirken aynı zamanda tüketicilere ve işletmelere daha kapsamlı avantajlar sağlamasının nasıl gerçekleştirebileceğini araştırmaktadır.”

GLEIF bu hedefleri tamamen desteklemektedir.

Bir blog yazısını yorumlamak isterseniz, lütfen yorumunuzu göndermek için İngilizce dilindeki GLEIF web sitesi blog işlevini ziyaret edin. Lütfen kendinizi adınız ve soyadınız ile tanıtın. Adınız, yorumunuzun yanında görünecektir. E-posta adresleri yayımlanmayacaktır. Lütfen tartışma panosuna erişerek veya katkıda bulunarak, GLEIF Bloglama Politikası şartlarına uymayı kabul ettiğinizi dikkate alın, bu nedenle lütfen dikkatlice okuyun.



Tüm önceki GLEIF Blog yayınlarını okuyun >
Yazar hakkında:

Stephan Wolf, Global Legal Entity Identifier Foundation'ın (GLEIF) CEO'sudur. Wolf, Ocak 2017 ile Haziran 2020 arasında Uluslararası Standardizasyon Örgütü Teknik Kurulu 68 FinTech Teknik Danışma Grubunun (ISO TC 68 FinTech TAG) Yardımcı Toplantı Organizatörü görevini üstlenmiştir. Wolf, Ocak 2017'de One World Identity tarafından Identity'de İlk 100 Lider'den biri olarak adlandırıldı. Veri operasyonları ve global uygulama stratejisinin oluşturulmasında geniş bir deneyime sahiptir. Kariyeri boyunca temel iş ve ürün geliştirme stratejilerinin ilerletilmesine öncülük etmiştir. Wolf, 1989 yılında IS Innovative Software GmbH'in ortak kurucularından biri olmuş ve ilk olarak bu şirketin yönetici direktörü olarak hizmet vermiştir. Daha sonra, bu şirketin halefi IS.Teledata AG'nin yönetim kurulunun sözcülüğüne atanmıştır. Bu şirket nihai olarak Interactive Data Corporation'ın bir parçası haline gelmiş ve Wolf CTO rolünü üstlenmiştir. Wolf, Frankfurt Am Main J. W. Goethe Üniversitesi'nden işletme yönetimi dalında lisans derecesine sahiptir.


Bu makale için etiketler:
Müşteri İlişki Yönetimi, Uyum, Veri Yönetimi, Dijital Kimlik, Müşterini Tanı (KYC), Açık Veri, Risk Yönetimi, Düzenleme, Standartlar