Haber Odası ve Medya GLEIF Blog

Uyum Hızlandırıcı: Dijital Çağdaki Kimlik Tanımlamayı LEI ile dönüştürme

Bölüm III: Kesintisiz işlem, finansal suçlarla mücadele ve global dijital kimlik ekosistemi için LEI’den nasıl yararlanılabilir?


Yazar: Stephan Wolf

  • Tarih: 2018-11-21
  • Görünümler:

Teknoloji yatırımları finansal suçla mücadelede bir çok başarı elde etti. Finansal verilerin niteliği ve uygunluğunun gelişim göstermemesi durumunda uyum süreçleri savunmamızı evrensel ölçüde zayıflatarak işlem evriminin gerisinde kalacaktır.

Dijital çağdaki finansal güveni keşfeden blog serimizin üçüncüsü olan bu postada finansal ekosistemin Legal Entity Identifier’ın (LEI) kapsamlı bir şekilde uygulanmasına bağlı olarak yaptırım ve ticari işlem bilgi sistemlerini nasıl güçlendirebileceğini araştırıyoruz. Otomatik işlem güvenliğini daha iyi destekleyebilecek geniş bilgi tabanlarını oluşturmak, global bir kimlik tanımlama standardının sürekli kullanımı aracılığıyla çoklu bilgi kaynaklarını dünya genelinde birleştirerek mümkün olabilir.

Bozuk bir sistem

Dünyanın finansal ekosisteminin dolandırıcılığı, terör finansmanını ve diğer gayrimeşru finansal faaliyetleri engelleme becerisi kimlik doğrulama için eski işlemlerin esas alınması nedeniyle engellenmektedir. Finansal işlem süreçlerindeki yaptırım ve izleme listelerinin yönetiminde bundan daha açık bir durum yoktur. Güvenlik ve uyum kontrol mekanizmaları hala isimler ve takma isimlerin eşleşmesine bağlı olarak işlemektedir.

Örneğin, Fransa, Belçika ve İngiltere yetkilileri Paris, Brüksel ve Londra’daki terörist eylemlerinin ardından terör finansmanına karışmış şüpheli kişilerin listelerini oluşturdu. Bu listeler paylaşıldı ama farklı biçimlerde oldukları ve ortak bir kimlik tanımlayıcısını desteklemedikleri için yetkililerin bu bilgiye karşılık verme ve paylaşma hızları azaltılmış oldu. Bu durum tüm ülkelerin ticari işlem güvenlik süreçlerini olumsuz bir şekilde etkilemekte ve yetersiz tarama işlemleri ile sonuçlanmaktadır.

Sorunlar başka yerlerde de devam etmektedir. The Sydney Morning Star’ın (aşağıdaki ‘ilgili bağlantılara’ bakınız) belirttiğine göre 2008 yılında gerçek zamanlıya yakın bir ödeme sistemini kullanıma sunduktan sonra UK finans topluluğu ortak hileli ticari işlemlerde %132 oranında bir artış gözlemledi. Bu artışın devam etmesine izin verilmemelidir.

Kimlik doğrulama desteği hizmet sağlayıcılar ile ortaklıklar aracılığıyla mevcut olsa da hepsi aynı temel sorunla karşı karşıyalar: düşük kaliteli düzensiz veri kaynakları kolay uygulamaya engel olmakta, iş birlikteliklerini önlemekte ve yetersizlikleri artırmakta, bu da nihayetinde işlemlere değer katma kapasitelerini de sınırlandırmaktadır. Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (FATF) ve Mali İstihbarat Birimlerinden Egmont Group (aşağıdaki ‘ilgili bağlantılara’ bakınız) tarafından yakın zamanda yayımlanmış bir raporda şunlar belirtilmiştir: “Kimlik doğrulama ve yaptırım listeleri, diğer olumsuz bilgiler ve şirket sahipliği bilgileri gibi müşteri durum tespiti hizmetleri konusunda kurumsal müşterilere destek sağlama konusunda uzmanlaşmış olan bir grup üçüncü taraf hizmet sağlayıcısı bulunmaktadır ama Wolfsberg Group aracılığıyla bazı büyük finans enstitüleri üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan bilgilerin artık kullanılmayan veya eksik bilgiler olabileceğini açıklamıştır.” (Wolfsberg Group, finansal suç risklerinin yönetimine yönelik özellikle müşterinizi tanıma, kara para aklama ve terör finansmanı ile mücadele politikalarına uygun olan taslaklar ve kılavuzlar geliştirmeyi amaçlayan ve on üç global bankadan oluşan bir kuruluştur.)

Derinleşen bir açıklık

Bu sorunlara karşın ticari işlem dünyası evrilmeye devam ediyor. Yeni teknolojilere yönelik yatırımların finansal paydaşların büyük verilerden faydalanmasını sağlamasıyla analitik ve makine öğrenimi büyük ölçüde artmıştır. Buna örnek olarak finansal suçlarla mücadeleyi güçlendirme potansiyelini verebiliriz.

Fakat söz konusu yeni teknolojiler dahi isim ve takma isimlerin ayrıştırılmasındaki hatalar nedeniyle sıkıntı yaşamaktadır. Bu yaklaşımların kesin bir tanımlayıcı olmadan hatalı korelasyonlar kurma ve yanlış gruplandırılmış bilgileri sunma riski bulunmaktadır. Dahası, söz konusu girişimlerle üretilen verilerde global kişi tanımlayıcısına bağlı olarak paydaşların tam benzerliği oluşturulmadıkça bu potansiyeli gerçekleştirme çabalarının maliyeti oldukça artacaktır: daha fazla yetersiz veri uyum kontrollerinde daha fazla karışıklığa, dolayısıyla da daha fazla kontrolün yapılmasına neden olacaktır. Peki sonuç? Zarar veren bir yetersizlik, paydaşlar için kabarık faturalar ve suça karşı yetersiz bir savunma.

LEI: Bugün için basit bir çözüm, yarın için büyük bir kazanım

LEI kullanımının tüm finansal akış, yaptırım ve izleme listelerinde global olarak zorunlu kılınmasıyla kimlik tanımlayıcılarının kullanımı, kurumlar ve hatta ülkeler arasında standart bir uygulama olacaktır. Bunu gerçekleştirmek günümüz finansal çevresinde ciddi şekilde eksik olan farklı veri kaynaklarının uyumluluğunu sağlayacaktır.

Veri uyumluluğunun sağlanması sadece bir başlangıçtır. LEI’nin Ulusal Kimlikler veya Business Identifier Codes (BICs) gibi diğer kimlik tanıma sitemleriyle çoktan eşlendiği varsayıldığında, örneğin, LEI sistemi, paydaşların ticari işleme dahil olan tüm tarafların kimliklerinin açık bir şekilde tanımlanmış olduğuna daha fazla güven duyarak işlem yapmalarını sağlar.

Örnek olarak kimlik hırsızlığını alalım. Hileli değişimlerden kaçınmak için ödeme başlatan kimse geçerli destinasyonu kontrol etme amacıyla LEI’yi kullanabilir, ‘Alacaklının Onaylanması’ kısmında gönderen kişiden faydalanan kişinin ismini onaylamasını isteyebilir.

Bu noktada LEI, nakledilen malların destinasyonuna yönelik tüm belirsizlikleri ortadan kaldırabilir ve potansiyel olarak beklenmedik bir destinasyonu tanımlayarak hileli sistemin kimliğinin tanımlanmasını sağlar.

LEI tarafından oluşturulan tüm tarafların resmi temsili diğer yolsuzluk biçimlerini de açığa çıkarır. Eğer yolsuzluk sürekli bir durumsa benzer ve tekrarlayan ödeme senaryolarının başlangıçlarının tanımlanması durumunda bir ‘yolsuzluk şüphesi’ tetiklenebilir.

Alternatif olarak, eğer yolsuzluk tekrar ediyorsa, aynı destinasyona giden farklı finansal akışlardan daha fazla bilgi toplanarak diğer anormallikler de tanımlanabilir.

Bunlar sadece birkaç örnektir. Aslın bakılacak olursa LEI uygulamasının faydaları tüm finansal ekosistem genelinde etki gösterir. Aslında LEI, dijital teknolojilerin dünyanın geri kalanı için yaptıklarını uyum için yapabilir: global ölçekte otomasyon ve birlikte çalışma ile büyük yeterlilikler sağlanması. Uyum açığının daha da genişlemesi hatta tamamen var olması için hiçbir neden yoktur. Eğer LEI kullanımını genelleştirmek için global bir destek sağlanırsa uyum süreçleri sadece teknolojik değişim hızına yetişmekle kalmayacak ayrıca eş zamanlı olarak evrilecektir. Ancak o zaman finansal suçlarla mücadele tüm potansiyelini gerçeğe dönüştürecektir.

Bir blog yazısını yorumlamak isterseniz, lütfen yorumunuzu göndermek için İngilizce dilindeki GLEIF web sitesi blog işlevini ziyaret edin. Lütfen kendinizi adınız ve soyadınız ile tanıtın. Adınız, yorumunuzun yanında görünecektir. E-posta adresleri yayımlanmayacaktır. Lütfen tartışma panosuna erişerek veya katkıda bulunarak, GLEIF Bloglama Politikası şartlarına uymayı kabul ettiğinizi dikkate alın, bu nedenle lütfen dikkatlice okuyun.



Tüm önceki GLEIF Blog yayınlarını okuyun >
Yazar hakkında:

Stephan Wolf, Global Legal Entity Identifier Foundation'ın (GLEIF) CEO'sudur. Wolf, Ocak 2017 ile Haziran 2020 arasında Uluslararası Standardizasyon Örgütü Teknik Kurulu 68 FinTech Teknik Danışma Grubunun (ISO TC 68 FinTech TAG) Yardımcı Toplantı Organizatörü görevini üstlenmiştir. Wolf, Ocak 2017'de One World Identity tarafından Identity'de İlk 100 Lider'den biri olarak adlandırıldı. Veri operasyonları ve global uygulama stratejisinin oluşturulmasında geniş bir deneyime sahiptir. Kariyeri boyunca temel iş ve ürün geliştirme stratejilerinin ilerletilmesine öncülük etmiştir. Wolf, 1989 yılında IS Innovative Software GmbH'in ortak kurucularından biri olmuş ve ilk olarak bu şirketin yönetici direktörü olarak hizmet vermiştir. Daha sonra, bu şirketin halefi IS.Teledata AG'nin yönetim kurulunun sözcülüğüne atanmıştır. Bu şirket nihai olarak Interactive Data Corporation'ın bir parçası haline gelmiş ve Wolf CTO rolünü üstlenmiştir. Wolf, Frankfurt Am Main J. W. Goethe Üniversitesi'nden işletme yönetimi dalında lisans derecesine sahiptir.


Bu makale için etiketler:
Müşteri İlişki Yönetimi, Uyum, Veri Yönetimi, Dijital Kimlik, Müşterini Tanı (KYC), Açık Veri, Risk Yönetimi, Düzenleme, Standartlar